Research

8 pages
157 views

Yuri Oleşa'nın Kıskançlık Romanında 'Eski-Yeni Çatışması'

Please download to get full document.

View again

of 8
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
Yuri Oleşa'nın " Kıskançlık " Romanında Eski Yeni Çatışması Ekim Devrimi, Rusya'da yüzyıllardır süregelen toplum yapısını ve alışkanlıkları tamamen değiştiren en önemli dönüm noktalarından biridir. Sovyet hükümeti, parti ve devrim
Transcript
  YURİ OLEŞA’NIN “KISKANÇLIK”   ROMANINDA ESKİ YENİ   ÇATIŞMASI   Ekim Devrimi, Rusya’da yüzyıllardır süregelen toplum yapısını ve alışkanlıkları tamamen değiştiren en önemli dönüm noktalarından biridir. Sovyet hükümeti, parti ve devrim yönetic ileri, devrimle başlayan bu değişim sürecinde   sadece politik ve ekonomik yaşamdaki tüm ulu su ilgilendiren sorunları değil, aynı zamanda kültürel devrim görevini gerçekleştirme amacındadır  . Devrimin toplumsal kitleler üzerindeki en önemli hedefi, toplumun g eçmişten gelen burjuva geleneklerini sonlandırıp, ona yeniden şekil vermekti r. Devrimin ilk günlerinden itibaren Lenin’in tüm konuşmalarında esas aldığı konu, halkın içindeki devrimci ruhu uyandırmaktı r. Bu devrimci ruhun ortaya çıkarılması için, edebiyat ve sanatçılar üzerinde gözle g örülür bir baskı ortaya çıkar. Bu baskı entelektüel kesimi yeni arayışlar içine sokarken, baskıya dayanamayan çoğu sanatçı göçe mecbur bırakılır. Ülkede kalan sanatçılar ise toplumu yeniden şekillendirme, halkı bilinçlendirme, devrimin pozitif bir olgu olduğunu halka empoze etmeyi misyon edini r. Bu bağlamda   ‘’yeni insanı haber vermek, bu yeni insanı biçimlemek ve tasvir etmek; halkının ortaya çıkardığı eserin büyüklüğünü dile    getirmek’’   (Bonard 46). Sovyet yazarının vazgeçilmez ödevidir.   Bu dönem devrimi coşkuyla karşılayan  birçok yazar eserlerini bu kurgusal doğrultuda yaratır. Ancak Yuri Oleşa, çağdaşı y azarlardan farklı olarak, Sovyet Yazarlar Birli ğinin ilk kongresinde, ülkenin yeni insan modelinin, geçmişle olan bağlarının tamamen koparılmadan   gençler üzerinden gösterilmeye çalışılması gerektiğine dikkat çeker ve bu konudaki görüşlerini şu şekilde ifade eder; “Ülkenin gençliğini  görmek istiyorum, yani yeni insanlarını. Benim gençliğim den kalan en iyi özellikleri onlara vererek, yeni insan tipini oluşturmak istiyorum.    Dünya üzerinde bulunan tabii varlıklardan, insan maneviyatında yer edinen en zor psikolojik durumlardan, güzellikten, nezaketten ve memnuniyetten duyumsanan kavramlardan yola çıkarak, yenidünya için, yeni -temiz sosyalist ve hümanist düşünceleri hayata geçirmeye çalışıyorum” (Pançenko web). Romantik ve ütopist  bir yazar olarak tanımlanan   Yuri Oleşa, ‘yeni insan’ imgesini kurgusal öğretilerde değil,   yaşadığı çağın sıradan insanlarında   arar ve bunu şu şekilde ifade eder: “ Günümüzde, 17  yaşında ve geçmişe ait hiçbir fikir taşımayan, eski dünyaya hiçbir şekilde ait olmayan gençler var” .  Bu söylemlerine ilaveten, dönem yazının en popüler karakterleri devrimci ve işçi kahramanlar  ın kendisine uzaklığını da  vurgular: “Bu  konular, benim hayal dünyamdan ve ruhumdan izler taşımamaktadır. Bu konuları ele alabilmek için yeterli ve gerçek bir sanatçı değilim. İşçi ve devrimci kahramanları a nlamak benim için oldukça zor. Onlar gibi olamam.  Bu benim kavrayış gücümün üzerinde bir duygu!” (…) “Kendimi işçi ve komsomol üyeleri ile karşılaştırdığımda, kendimi küçümsüyor olma m ise en dehşet verici olan durum. Bu şekilde  konuşup, yaşamaya ve çalışmaya devam etmek nasıl mümkün? Eski dünyada doğmuş olmama, ruhumda, hayal dünyamda ve yaşamımda beni işçi ve komsomollerle aynı çizgide tutan birçok  şey olmasına rağmen, bunu gururla söylemek benim için yeterli değil!”  diyerek, bu konudaki rahatsızlığını belirtir   (Kravets 98). Yazar, bu açıdan ele alındığında, dönem sanatçılarından farklı, özgün eserler oluşturur.   Sovyet edebiyatının en iyi eserlerinden biri sayılan Yuri Oleşa’nın “Kıskançlık”   romanı,   Devrim sonrası Rusya’sında toplum yapısına uyum sağlamış insanların yaşamları ile onların karşısında  çarl ık döneminde kalan yaşamların, yeni düzendeki yeri üzerine yazılmıştır. Eser, 1927 yılında ‘Krasnaya    Nov’ dergisinde yayımlanır. “Kıskançlık”   romanı , Oleşa’nın yaratıcılığının  en önemli ürünüdür. Yuri Oleşa “Kıskançlık” romanında ortaya koyduğu eski ve yeni düzenin çatışması konusunu, “Üç Şişman Adam” (“Üç Şişman Adam” daha önce yazılmasına rağmen, “Kıskançlık” romanından sonra yayımlanmıştır) eserinde daha geniş bir şekilde ele almıştır. Eserin başlıca konusu, yaratıcı -insan ve parazit- insan arasındaki uzlaşmazlık üzerinedir. (Rozanova, Nemertsalov 76) Eserde, 1920’li yıllar Devrim sonrası Moskova’sının   aydınları arasındaki çatışmalar  , özellikle 20’li yılların ikinci yarısından sonra Sovyet Hükümeti tarafından uygulanan NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika- Yeni Ekonomi Politikası) 1    politikalarının hayata yansıması ele alınmıştır. NEP’in hayata geçmesiyle, başkent mağazalarının çeşitliliğine alışmış olan Moskovalılar, yeniden yoklukla mücadele etmeye başlamışlardır. Yazar, XX. Yüzyıl Rus edebiyatında çoğunlukla zirvede gösterilen bu eseriyle, dönemin gerçeklerini somut bir biçimde aktarmaya çalışmıştır.  1917 Devrim sonrası Sovyet Rusya’sında ortaya çıkan değişikliklerden doğan memnuniyetsizlik, geleceğe karşı duyulan ümitsizlik duygusu ve hayallerin gerçekleşmeyeceğine duyulan inançsızlık “Kıskançlık” romanında, yazar tarafından ustaca yansıtılmıştır (Kravets97).   Romanın ana karakteri,  hayalperest Nikolay Kavalyerov eski düzenin temsilcisi ve Sovyet gerçekliği içinde ‘zamanın gereksiz insanı’ olarak resmedilmektedir. Eserde Kavalyerov gibi eski düzeni temsil eden İvan Babiçev de yardımcı karakter olarak karşımıza çıkar. Kavalyerov ve İvan Babiçev’in karşısında ise yeni toplumun ‘makine insanı’ olarak yansıtılan Andrey  Babiçev ve Volodya Makarov vardır.   Kavalyerov’un Andrey Babiçev’le karşılaşması 1  NEP- (Novaya Ekonomiçeskaya Politika- Yeni Ekonomi Politikası , Rusya Komünist Partisinin X. Kongresinde, 14 Mart 1921 yılında kabul edilip, Ulusal Tarım ve Sosyalizme geçişi kolaylaştırmak amacıyla al ınan kararları içermektedir)    tamamen tesadüfi bir olayla gerçekleşir. Kavalyerov, meyhanede yaşanan bir tartışma sonucu, sar  hoş bir şekilde sokağa atılır, oradan geçen Andrey Babiçev, onun zavallı haline acır ve onu yanına alır. Nikolay Kavalyerov, kendini zor durumdan kurtaran Andrey Babiçev’in yanında yazı düzeltme işleri ile uğraşarak yaşamaya başlar. Böylece  Nikolay Kavalyerov, Andrey Babiçev’in hayatına imrenmeye başlar. Bu imrenme, kurtarıcısına karşı minnet duymak yerine, zamanla nefret ve kıskançlığa dönüşür. Çünkü o, yaşadığı zamana ayak uyduramayan, hayatta başarısız olmuş büyük bir hayalperesttir. Kahramanın kendine karşı duyduğu aşağılık kompleksiyle birlikte, Andrey Babiçev’e duyduğu kıskançlık ifadeleri Kavalyerov’un içsel konuşmalarıyla yansıtılmaktadır. Eser boyunca, Kavalyerov’un zamana karşı uyumsuzluğu, onun Andrey Babiçev’e duyduğu yoğun kıskançlık duygusuyla açığa çıkmaktadır. Kavalyerov, Andrey’in sadece maddi varlığını değil, aynı zamanda neşesini, yaşam sevgisini, ününü, hatta duvarda gözüne çarpan Volodya Makarov’un portresini dahi kıskanmaktadır.  Nikolay Kavalyerov, Andrey’in evinde yattığı yatağın Volodya Makarov’a ait olduğunu öğrendiğinde, onlara karşı beslediği kıskançlıkla birlikte, kendine duyduğu hiçlik duygusu da artmaktadır. Kendisine karşı beslediği değersizlik duygusu, etrafındaki tüm nesne ve insanlarla kıyaslama yapmasına sebep olur. Ancak Kavalyerov’un tam zıttı durumundaki, yeni düzenin temsilcileri Andrey Babiçev ve Volodya Makarov daha duygusuz ve otomatik  bir sistem içerisinde yansıtılır.  Onlara dair bilgiler  , yine Kavalyerov’un gözlem ve içsesi ile aktarılır. Andrey Petroviç Babiçev, yemek sanayi müdürü, herkesin gıpta ile baktığı başarılı  bir Sovyet vatandaşıdır. Volodya Makarov ise Andrey’in himaye ettiği, genç ve ünlü bir futbolcudur. Volodya Makarov, uzun zaman önce Andrey Babiçev’in hayatını kurtarmıştır.   Andrey Babiçev bu olayı anlatırken, Volodya Makarov’dan oldukça keyifle bahseder; “Kesinlikle kimseye benzemeyen bir delikanlı… Ona   hayatımı borçluyum en başta. Beni on yıl önce bir saldırıdan kurtardı. Enseme bir örse yerleştirmiş ve çekiçle yüzüme vurmaya kalkmışlardı. Beni o kurtardı. Ama bunun önemi yok. Asıl önemli olan başka bir şey. O tam anlamıyla yeni bir insan” (Oleşa 24).   Andrey, Volodya’ya hayatını kurtardığı için minnettardır ve bu yeni insana hayrandır. Sık sık ona olan hayranlığını dile getirmesi, Kavalyerov’un kıskançlığını pekiştiren en önemli unsurlardan biridir. Kavalyerov gibi Andrey Babiçev’e nefretle karışık bir kıskançlık besleyen Andrey’in erkek kardeşi İvan Babiçev de zamanın karşıtı konumundadır. O da zamana ayak uyduramayan, yarattığı hayali makine -Ofelya i le üne kavuşmanın peşinde sıradan bir insandır. İvan Babiçev bu hayali makineye,  böyle bir isim vermesinin sebebini şu sözlerle açıklar: “Duygularımızı atıyorlar, tekniğimizi  yutuyorlar! Duygularımızın öcünü alıyorum (…) Benim makinem –    ölen asrın doğan as ra çekeceği göz kamaştırıcı bir nah. Onu gördükleri zaman ağızları sulanacak. Makine - bir  düşünün - onların idolü, makine… ve birden… ve birden en iyi makine bir yalan, bayağılık, hissi bir alçaklık! O, her şeyi yapabiliyor –     şimdi bizim romanslarımızı söylüyor, eski asrın aptal romanslarını söylüyor ve eski asır çiçek topluyor. Seviyor, kıskanıyor, ağlıyor, düş  görüyor … Ben yaptım onu. Geleceğin insanlarının bu tanrısına, makineye güldüm. Ve ona aşk ve umutsuzluktan aklını kaybetmiş bir kızın adını verdim yani Ofelya’nın adını. En insani, en duygulandırıcı ismi…” (Oleşa 118). İvan’ın makinesi ile ilgili bu itirafı, Sovyet toplumunun makineleştirilerek, insana ait olan ne varsa soyutlanmaya çalışılmasına isyanıdır. Ofelya isimli bir makine duygularından arındırılmış insanların, yeni Sovyet toplumunun, bu yoğun hissiyatla vurulması   demektir. İvan Babiçev ve Nikolay Kavalyerov tesadüfler sonucu  bir araya gelip, Andrey’e duydukları nefreti paylaşırlar. Bu tanışmadan sonra, Kavalyerov ve İvan Babiçev’in   tek düşüncesi Andrey’den intikam alıp, onu öldürmektir. Aslında Andrey’i öldürmek, uyum sağlayamadıkları düzeni parçalamanın başlangıç noktasıdır. Ancak eserin sonuna kadar bu düşüncelerini gerçekleştirme planı yapan kahramanlar, yaşadıkları döneme uyum s ağlayamadıkları gibi, bu konuda da başarılı olamazlar. Eserin en sonunda ise yaşadıkları sıradan ve sefil hayatı kabullenirler.   Ellen Chances, “Rus Edebiyatında Lüzumsuz Adam” isimli çalışmasında, Yuri   Oleşa’dan gezgin bir yazar olarak bahseder ve “Kıskançlık” romanındaki Nikolay Kavalyerov’u, değişimin ritmine ayak uydurmak istemeyen İvan Gonçarov’un Oblomov karakterine  benzetir. Ancak, Kavalyerov’un Oblomov’dan farklı olarak, topluma dâhil olma istediğinin var olduğunu, bununla birlikte onda uyumlu olma yetisinin olmadığına dikkat çeker. Andrey Babiçev’i ise yeni topluma tamamen uyum sağlamış olarak betimler. Yuri Oleşa’nın bu eserde herhangi bir tarafın yanında olmadan, itaat edenin de, etmeyenin de zayıf noktalarını göstermeye çalıştığını vurgular (Chanc es 113). “Kıskançlık” romanı, XX. yüzyıl Sovyet toplumunu yansıtan gerçekçi bir eserdir. Yuri Oleşa bu romanda, yaşadığı dönemdeki toplumun karakteristik zayıflıklarını gözler önüne koymaya çalışmıştır. Yazar, aynı zamanda döneminin, hatalı olarak gördüğü  toplum sal bakış açısın daki eksiklikleri ortaya çıkarmayı kendine misyon edinmiştir (Rozanova, Nemertsalov 76) . Oleşa’nın bu misyonunu, “Kıskançlık” romanında destekleyen unsurları, Andrey Babiçev ve Nikolay Kavalyerov’un zıtlıklar dünyasında ortaya koyduğ u görülmektedir. Bu iki kahramanın zıtlıkları da çoğunlukla Nikolay   Kavalyerov’un kendi farklılıklarını kıyaslaması ile ortaya koyulmaktadır: “Bugün gözlerinin içi gülüyor. Evet, şanın damgasını taşıyor.  Neden aklım başımdan gitmiyor? Neden bu zafer karşısında hoşnutluk, sevinç, saygı  duymuyorum? Gözümü hınç bürüyor. O, yönetici, komünist, o yenidünyayı inşa ediyor. Ama bu yenidünyada şan, sosisçinin eline yeni bir sosis cinsi geçince geliyor. Ben bu şanı anlamıyorum, ne demek ki bu? Yaşam öyküleri, anıtlar, tarih bana bu şandan bahsetmedi hiç… Yani şanın doğası mı değişti? Her yerde mi, yoksa sadece burada, bu inşa edilen dünyada mı? Ama zaten bu yeni inşa edilen dünyanın büyük, görkemli olduğunu hissediyorum…”   (Oleşa 42).   Yuri Oleşa, bu eserde başlıca kahramanlarını ortaya koyarken, çoğunlukla karşıtlıkları kullanmaktadır. Andrey Babiçev ve Nikolay Kavalyerov’u birçok açıdan karşılaştırarak aktarmaktadır (Yegorova 79). Romanın ilk bölümünde Nikolay Kavalyerov, Andrey Babiçev ve kendisiyle ilgili; “ O, Andrey Petroviç Babiçev, yemek sanayi tröstünün müdürü mevkiinde bulunuyor. O, büyük bir sosisçi, pastacı ve aşçı.(…) Nikolay  Kavalyerov, yani ben de, onun  yanında soytarıyım” sözleriyle bahseder (Oleşa11). Kavalyerov’un kendisini sürekli  olarak Andrey’le karşılaştırması, yeni hayata hiçbir zaman uyum sağlayamayacağına dair ümitsizlik duygusunu pekiştirmektedir.   Devrimle birlikte yönetim şekli değişen Rusya’da, NEP uygulamaları ile insanın birey olma duygusu otomatikleşen bir sistem içerisinde köreltilmeye çalışılmıştır. “Kıskançlık” romanındaki, Andrey Babiçev karakteri de bu otomatik sistem içerisinde, yükselen yeni neslin en önemli temsilcisi olmuştur. Nikolay Kavalyerov ise onun tam karşısında, zamana uyum sağlayamamakla birlikte, hep bir çaba içerisindedir. Onun en büyük yetersizliği, hayallerini gerçekleştirme konusundaki pasifliğidir. Babiçev’e duyduğu yoğun kıskançlık, elini kolunu  bağlamaktadır. Kavalyerov, yirmi yedi yaşında genç bir adam olmasına rağmen Andrey Babiçev’in neşe ve refah dolu hayatının karşısında, oldukça karamsar ve ümitsizdir. O, sık sık; “Benim gençliğim bu çağın gençliğiyle çakıştı(…) Sık sık bu asrı düşünüyorum. Şanlı asrımızı. Ve bu ikisinin, asrın gençliğiyle birinin gençliğinin çakışması, ne harika değil mi? (…) Ülkemizde şan yolu parmaklıklarla sınırlanmış… Yetenekli insan ya sönüp gidecek, ya da büyük bir skandal koparıp parmaklığı devirmenin yolunu bulacak. Örneğin, ben tartışmak istiyorum. Kişiliğimin gücünü göstermek istiyorum. Kendi şanımı istiyorum. Biz  de insana ilgi  göstermekten korkuluyor, ben aşırı ilgi istiyorum”   gibi düşüncelere dalmaktadır (Oleşa 28).  Nikolay’ın, Andrey Babiçev’e karşı hissettiklerini aktardığı mektup, onun kıskançlığının   aslında   yalnızca   somut bir insana olmadığının  da ha açık bir    şekilde ortaya koymaktadır. Kavalyerov’un mektubunun başlarında, kurtarıcısına karşı minnettarlığının dile getirilmesiyle  birlikte, sonlara doğru nefretini itiraf ettiği görülür. Kavalyerov’un kıskançlığıyla açığa çıkan
Related Documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x