Research

13 pages
87 views

(Uğur Altuğ) Career ; Paths of Dergâh-i Âli [Supreme Lodge] Sergeants and Sergeants at the time of Suleiman the Magnificient

Please download to get full document.

View again

of 13
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
Özet: Çavuşluk kurumu, dergâh-ı âlî çavuşluğu ve burada görevli çavuşlar Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan itibaren, devletin idari yapısı içerisinde önemli bir yere sahipti. Çavuşlar, elçilikten infazcılığa, ulaklıktan teşrifatçılığa kadar
Transcript
  Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi (OMAD), Cilt 3  , Sayı 5, Mart 2016, ss. 116-128.  Journal of Ottoman Legacy Studies (JOLS), Volume 3, Issue 5, March 2016, pp. 116-128.  ISSN 2148-5704  __________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİNDE DERGÂH - I ÂLİ ÇAVUŞLUĞUNUN KARİYER YOLLARI VE ÇAVUŞLAR    Career Paths of Dergâh-i Âli [Supreme Lodge] Sergeants and Sergeants at the time of Suleiman the Magnificient Uğur ALTUĞ ∗   Özet: Çavuşluk kurumu, dergâh - ı âlî çavuşluğu ve burada görevli çavuşlar Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren, devletin idari yapısı içerisinde önemli bir yere sahipti. Çavuşlar, elçilikten infazcılığa, ulaklıktan teşrifatçılığa kadar çeşitli işlerde görevlendirilmişlerdir. İmparatorluk sınırları Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük çapta genişleme kaydettiği gibi, devletin yapısı ve örgütlenişi de bunun paralelinde gelişip karmaşıklaşmıştır. Bu süreçte dergâh - ı âli çavuşlarının, bilhassa yoğunlaşmış   askerî, idari ve diplomatik işlemlerin yürütülebilmesi için merkezden eyaletlere, tâbi memleketlere ve diğer ülkelere yazılan emir, ferman, hüküm ve mektupların ulaştırılması dolayısıyla önemleri artmış görünüyor. Bu göreve yükselebilmenin koşulları neler  di? Dergâh- ı  âli çavuşları hangi kariyer yollarından gelmekteydi ve bunların kökenleri neydi? Çavuşluk konusunda yapılmış çalışmalarda bu sorular tamamıyla aydınlatılmamıştır. Topkapı Sarayı Arşivi’nde bulunan ve Kanuni döneminde dergâh- ı âli   çavuşlarını içeren bir belge bu sorulara açıklık getirecek nitelikte kayıtlar içermektedir.   Anahtar Kelimeler:   Osmanlı İmparatorluğu, Çavuş, Derg âh- ı Âli Çavuşluğu, I. Süleyman   Abstract: The institution of sergeantship, the supreme sergeantship lodge, and the appointed sergeants took an important place in the administrative structure of the Ottoman Empire since its foundation. The sergeants had been charged with various duties extending from diplomats to executioners and message-carriers to masters of ceremonies. In conjunction with the considerable expansion of the borders of the empire, the structure and organization of the state had expanded and become more complex during the reign of Suleiman the Magnificient. Because of these changes in the military, administrative and diplomatic structure, the importance of supreme dervish lodge sergeants came into prominence as the communication of imperial orders (firmans), verdicts and letters between the central government and the provinces, vassal countries and foreign states had increased in a large scale. What were the recruitment conditions for the supreme dervish lodge sergeants? From which career groups were they being chosen, and what were their national srcins? Existing studies on sergeantship have yet to sufficiently address these questions. This article analyzes a document from the Topkapı Palace archives on the supreme dervish lodge sergeants and clarify some issues in regard to functions sergeants. Key Words:  Ottoman Empire, sergeants, supreme dervish lodge sergeantship, Suleiman I Giriş   Osmanlı İmparatorluğu’nda çavuşlar ve çavuşluk kurumu üzerine ilk çalışmalar Fuad Köprülü 1   ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı 2   gibi araştırmacılar tarafından yapılmıştır. Bu araştırmalarda, çavuşluk, çavuşluk kurumunun kökeni ve yapısı, çavuşların görevleri, kıyafetleri ve hatta teşkilatın çeşitli seremonilerine dair hususlar ele alınarak müessese aydınlatılmaya çalışılmıştır. Birer klasik hâline gelmiş bu çalışmaların yanı sıra konuya ilişkin yeni araştırmalar ∗   (Yrd. Doç. Dr.), Çankırı Karatekin Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Çankırı/Türkiye, e -mail: uguraltug@hotmail.com 1   Fuad Köprülü, “Çavuş”,  MEB İA , C. III, s. 362- 9; “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Te’siri Hakkında Bâzı Mülâhazalar”, Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası , İstanbul 1931, 165 -309. 2   Osmanlı Devleti Teşkilâtına Medhal  , Ankara 1941; Osmanlı Devleti Teşkilâtından Kapukulu Ocakları I  -II  , Ankara 1943; Osmanlı Devletinin Saray Teşkilâtı , Ankara 1945.  DOI Number: 10.17822/omad.2016516910  Uğur Altuğ Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Dergâh - ı Âli Çavuşluğunun... da yapılmaktadır. 3   Çavuşluğa ait birçok mesele ve detayı Osmanlı arşiv belgelerini temel alarak incelemeye odaklanmış bu tip çalışmaların artışı kurumun daha iyi anlaşılabilmesi için önemli katkılar sağlayacaktır.   Çavuş, “daha Müslümanlıktan evvelki zamanlardan başlayarak, muhtelif Türk   devletlerinde sarayda türlü- türlü hizmetlerde bulunan bir sınıf memurlara  verilen ve orduda küçük bir askerî rütbeyi   ifade eden eski bir ıstılahtır.” 4   Erken dönem Osmanlı kroniklerinde,  beyliğin henüz kuruluş sürecinde Osman Bey’in maiyetinde Samsa Çavuş gibi yoldaşların varlığı görülmektedir. 5   Fatih Kanunnamesi’nde bunlara ait açık kayıtlar bulunmaktadır. Buna göre, çavuşların amiri olan çavuşbaşı divanda oturmaz; vezirler, kazasker ve defterdar divana geldikleri zaman, kapucular kethüdası ile beraber onları karşılar; günde altmış akçe geliri vardır. Çavuşlar ise bunların derecesi timar müteferrikalarından aşağı olup, kâtiplere denktir. Çavuş oğullarına on bin akçe timar verilir. Çavuşlar bayramlarda padişahın elini öpebilirlerdi. Bunların tayini defterdara aittir. Vezirlerin ve defterdarların maiyetine ayrıca selam çavuşu tayin olunurdu. 6   Çavuşluğa ait çeşitli meselelerin Fatih Kanunname’sinde yer alıp tanımlanması, kurumun varlığı ve devlet içerisindeki yeri bakımından önemli ve açıklayıcı bir göstergedir. XVI. yüzyıl Batılı seyyahların verdiği    bilgilerden, bu kurumun sonradan daha büyüdüğü ve saray ihtişamının arttığı anlaşılıyor. 7   Bu dönemde ellerinde altın ve gümüş yaldızlı asalar bulunan 300 divan çavuşu vardı. 8   Sefirleri karşılama merasiminde, süslü elbiselerle “mükellef” atlara binmiş çavu şlar bulunduğu gibi divana girip çıkan vezirlerin önünde de iki çavuş bulunması âdetti. Padişahın resmî çıkışlarında, atlı çavuşlardan başka, padişahın atı önünde yaya giden elleri asalı çavuşlar yol açarlardı. Hükümdarın huzuruna çıkarken, elçiyi karşılamak çavuşbaşının göreviydi. Bu gibi teşrifat işlerinden başka, padişah veya vezirler tarafından verilen herhangi bir emrin tebliği ve idam hükümlerinin icrası, ya da herhangi bir sebeple ikametgâhlarından çıkmaları men edilen elçilere nezaret gibi işleri de   yaparlardı. Bunlar elçi sıfatıyla yabancı devletlere gönderildikleri gibi, içeride de mesela bazı madenlerin işletilmesi gibi işlere memur ediliyorlardı. 9   Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait mühimme kayıtları, divan çavuşlarının bu dönemde, yoğun biçimde imparatorluk bünyesinde bulunan beylerbeyiliklere ve bazı sancak lara merkezden yazılan ferman, mektup vs. götürme işiyle görevlendirildiklerini gösteriyor. 10  Bu husus şüphesiz bu dönemde imparatorluğun içinde bulunduğu fetih politikası ve genişleme doğrultusunda büyüyen politik, askerî ve yönetsel koşullarla ilgilidir. Divan çavuşlarından 3   Orhan Fuad Köprülü, “Çavuş”, TDV İA , C. 8, İstanbul 1993, s. 236 - 8; Ümit Koç, “XVI. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Çavuşluk Teşkilatı”,  Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , C. 12, S. 2, El azığ 2002, s. 395 -420; Murat Uluskan,  Divân- ı Hümâyûn Çavuşbaşılığı  (XVI-  XVII. Yüzyıllar) , Yayımlanmamış Yüksek Lisans T ezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 1998; Murat Uluskan,  Divân- ı Hümâyun Çavuşları , Yayımlanmamış Dokto ra T ezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2004.   4  Fuad Köprülü, “Çavuş”,  MEB İA , C. III, s. 362. 5   “Âşıkpaşaoğlu Derviş Ahmed Âşıkî , “Tevârîh-i Âl- i Osman”, Hazırlayan: Nihal Atsız, Osmanlı Tarihleri I  , İstanbul 1949, s. 99, 107, 109; Mehmet Neşrî, Kitâb-i Cihan-  Nümâ Neşrî Tarihi I  -II  , Hazırlayan: Faik Reşit Unat ve Mehmed Altay Köymen, Ankara 1987, s. 91, 121. Anadolu Beglerbegi’ ne gönderilmiş 1602 ve 1604 gibi geç tarihli iki hüküm Samsa Çavuş’u Osman  Gazi’nin çavuşbaşısı  olarak nitelemektedir. M. Uluskan,  Divân- ı  Hümâyûn Çavuşbaşılığı… , s. 8. 6  F. Köprülü, a.g.m. , s. 367; Ahmet Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri , C. I, İstanbul 1990, s. 321-8; Fatih Sultan Mehmed K  ᾱ nunnâme-i Âl-i Osm an (Tahlil ve Karşılaştırmalı Metin) , Hazırlayan: Abdülkadir Özcan, İstanbul 2003, s. 8, 9, 11.   7  Jean Chesneau,  Le voyage du Monsieur d’Armon , nşr. Schefer, Paris, 1987, s. 41 v.d., aktaran F. Köprülü, a.g.m. , s. 367. 8  F. Köprülü, a.g.m. , s. 367. 9   İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilâtından Kapukulu Ocakları , C. II, Ankara 1943, s. 80-1. 10   Örneğin 1544 - 1545’te çıkarılmış 5, 25, 58, 81, 112, 188, 189, 371, 373, 472 numaralı hükümler, bkz. Topkapı Sarayı Arşivi H. 951 -952 Tarihli ve E 12321 Numa ralı Mühimme Defteri , Hazırlayan: Halil Sahillioğlu, İstanbul 2002. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi / Journal of Ottoman Legacy Studies Cilt 3, Sayı 5  , Mart 2016 / Volume 3, Issue 5  , March 2016 117   Uğur Altuğ Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Dergâh - ı Âli Çavuşluğunun...  başka başta yeniçeri ocağı olmak üzere çeşitli kapıkulu ocaklarında da baş çavuşlar, orta çavuşlar, küçük çavuşlar ve çavuş vekil ve adayları da bulunuyordu. 11   Teşrifatçılıktan elçiliğe, infaz işlerinden ulaklığa birçok işte görevlendirilmiş olan dergâh - ı âli / divan çavuşlarının 12  kökenleri ve özellikle de bu mevkiye personel seçiminin hangi kaynaklardan yapıldığı meselesi biraz muğlak kalmış görünüyor. Bu çalışmada, “Osmanlı   imparatorluğunda divan çavuşluğu pozisyonuna sadece tek bir kaynaktan ve bunun çerçevesinde kurgulanmış bir kariyer kolundan mı gidiliyordu? Kimler çavuş yapılırdı? Değişik branşlardan da çavuşluğa alımlar yapılmış ya da aynı biçimde çavuşlar değişik branşlara kaydırılmışlar mıdır?” biçimindeki sorulara belgeler ışığında birtakım cevaplar aranacaktır.   Bu çalışmanın temeli çavuşluk kurumuna ilişkin bir belgeye dayanmaktadır. Tarafımızca tespit edilen bu belge Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Topkapı Sarayı tasni finde yer alan TSMA.d. 9558 numaralı defterdir. Defterin ilk varağında “Defter  -i Esâmî- i Çavuşân - ı Dergâh - ı Âlî” kaydı  bulunmaktadır. Sekiz varaktan ibaret olan defterde Kanuni Sultan Süleyman döneminde dergâh - ı âlide görevli olan çavuşlar kayıtlıdır. Konuya ilişkin, yukarda belirtilen daha önce yapılmış çalışmalarda bu deftere ait bir bahis ya da herhangi bir atıf bulunmamaktadır. Söz konusu defter kapsamlı bir biçimde ilk kez bir incelemeye konu olmaktadır.   Burada, söz konusu defterde kayıtlı verilerden h areketle dönemin dergâh- ı âli / divan çavuşları, bunların kökenleri ve kimlikleri ele alınacaktır. Bu veriler ışığında divan çavuşluğu görevine giden kariyer kolları hakkında ve yer yer dönemin bazı politik ve askerî olayları ve kişileri üstünde kısaca durulacaktır. Konuya ilişkin ele alınacak hususların sınırını tamamıyla defterdeki kayıtlar belirlemektedir. Çalışmanın önemli amaçlarından biri de söz konusu defterdeki bütün kayıtları Latin harflerine aktarmaktır. Bu suretle transkribe edilen metin çalışmaya eklenecektir. Böylece ilgili defter sadece incelemeye tâbi tutulmayıp okuyucuya da sunulmuş olacaktır.  Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait olan bu defterin, tam olarak hangi tarihte düzenlendiğini belirtir bir kayıt bulunmamaktadır. Defterde dergâh - ı âli   / divan çavuşlarının bir listesi yapılmış ve bu liste kendi içerisinde kategorize edilmiştir. Bu kategori ilgili görevlilerin hangi padişah döneminde divan çavuşu olduğuna göre yapılmıştır. Buna göre, söz konusu çavuşlar, II. Mehmed, II. Bayezid, I. Selim   ve I. Süleyman zamanlarında dergâh - ı âli çavuşluğuna getirilmiş olanlar şeklinde tasnif edilmişlerdir. Bu tasnif “ Çavuşân -i Mezkûrîn ki … Sultân … Zamanında Olmışlardır  ” şeklinde bir kayıttan sonra başlamakta ve bu makama getirildikleri sultanın saltanat süresine göre sırasıyla ve künyeleriyle birlikte kaydedilmeleriyle tamamlanmaktadır. Çavuşların kaydı Kanuni döneminde bu göreve getirilenlerle sonlanmaktadır. Bu da defterin Sultan I. Süleyman döneminde düzenlendiğini gösterir. Söz konusu çavuşların büyük bir kısmı bu göreve, doğal olarak I. Süleyman döneminde atanmışlardır. Periyodik olarak geriye doğru gidildikçe, daha önceki sultanlar döneminde bu  pozisyona getirilmiş çavuşların sayısı orantılı biçimde azalmaktadır. Şöyle bir görüntü ortaya çıkmaktadır   ki, dergâh- ı âli çavuşlarının ikisi II. Mehmed döneminde, yirmi beşi II. Bayezid döneminde, yirmi sekizi I. Selim döneminde ve yetmiş üçü de I. Süleyman döneminde tayin edilmişlerdir. Bütün hepsinin toplamı yüz yirmi sekiz kişiden oluşmaktadır. Nitekim de f terin son varağında da söz konusu çavuşların sayısı “ cem ʽ an 128 nefer  ” şeklinde ifade edilmiştir. 13   Bu kayıt başlı başına önemli bir meseleyi de aydınlatmaktadır. Daha önce yapılan araştırmalarda, XVI. yüzyılda dergâh - ı âli çavuşlarının sayısı hakkında öne   sürülen bilgiler bazı seyahatnamelere dayandırılmış, bu bakımdan bunların adedi meselesi kesin biçimde 11   Uzunçarşılı, aynı yer.   12   Kaynaklarda, devletin diğer kademelerinde görevli olan çavuşlardan ayrı olarak divân- ı hümâyûn   çavuşları, dergâh- ı âlî çavuşları  ya da çavuşân - ı divân - ı hümâyûn , çavuşân - ı dergâh - ı âlî    şeklinde nitelenerek ayırt edilmektedir. Bkz. M. Uluskan,  Divân- ı Hümâyun Çavuşları , s. 5. 13   Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Topkapı Sarayı ( TSMA.d. ) 9558 Numaralı Defter, vrk. 5a.   Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi / Journal of Ottoman Legacy Studies Cilt 3, Sayı 5  , Mart 2016 / Volume 3, Issue 5  , March 2016 118  Uğur Altuğ Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Dergâh - ı Âli Çavuşluğunun... aydınlatılamamıştır. Bu çalışmalarda I. Süleyman döneminde divan çavuşlarının sayısı 300 kişi olarak belirtilmiştir. 14   Bu rakam defterdeki kayıtlarla karşılaştırıldığında geçerliliğini yitirmektedir. Yukarda belirtildiği gibi, defterde bunların sayısı I. Süleyman döneminde 128 kişiden ibarettir. Dergâh- ı Âli Çavuşluğuna Giden Yollar   İncelediğimiz defterde yer alan dergâh - ı âli / divan çavuşlarının isimlerinin yanlarına kökenleri, kimlikleri, eski kariyerleri ve daha başka özel durumlarına ilişkin açıklayıcı kayıtlar düşülmüştür. Söz konusu kayıtları kendi içerisinde tasnif ederek, divan çavuşlarının daha önceki görevleri ve bu makama yükselme biçimleri hak  kında düzenli bir veri tabanına ulaşabiliriz.   Defteri yakından incelediğimizde, kapıkulu ocaklarından, timar sisteminden, padişah, şehzade, paşa ve bey gibi çeşitli kişilerin kapu halkından ve hatta raiyyet kökenli 15   kişilerden de divan çavuşluğuna atamalar    yapıldığını görmekteyiz. Bu süreçte söz konusu çavuşların bu makama gelmesinde belirleyici unsur liyakat ve sadakat olmuştur. Bu husus defterde sahih kul  ve  yarar kul   şeklinde ifade edilmiştir.   1. Kul Kökenli Çavuşlar   Kul kökenli unsurlar, devletin kurulu ş sürecinden itibaren önemli görevlerde bulunmuşlar ve kul sisteminin oluşum ve gelişimi meselesi devletin kuruluş sürecinin önemli aşamalarından  birini teşkil etmiştir. Merkez ve saray teşkilatında, sultanın çeşitli hizmetlerinin icrasında, devletin bürok  rasi ve yönetim sisteminde ve nihayet merkezi ordu birliklerindeki kadroların  büyük kısmı kul kökenli unsurlardan oluşuyordu.   Osmanlı sisteminde merkez, saray ve taşra teşkilatları arasında organik ve işlevsel bir bağ oluşturulmuştur. Bu bağlamda askerî, idari, bürokratik bakımdan imparatorluğun bütün organları arasında bir uyum sağlanmış görünüyor. Bu uyumun en önemli unsurlarından birisi Osmanlı kurumları içerisindeki mevcut dikey ve yatay hareketlilik ilişkisidir. Herhangi bir kariyer koluna intisap etmi ş bir yönetici, asker ya da bürokrat, bulunduğu mesleki hiyerarşi  piramidi içerisinde yükselme şansına sahip olduğu gibi, başka bir kariyer koluna kaydırılarak, mesleğine oradaki hiyerarşi piramidinde devam edebilirdi. Bir memur yahut asker, bu biçimde ter  fi edebileceği gibi daha düşük mevkilere de indirilebilirdi. Sistemin doğası gereği seyfiye  ve ilmiye   sınıfları arasında; merkez , saray  ve taşra   teşkilatları arasında ve reaya  ile askeriye   sınıfları arasında geçişlilik mümkündü. Kuruluş ve yükselme dönemlerinde bu geçişliliği sağlayan süreçte belirleyici unsurun daha çok liyakat olduğu göze çarpmaktadır. Bu manzara tahrir defterlerindeki kayıtlardan, mevâcib defterlerindeki verilere kadar imparatorluğun pek çok  belgesinde görülebilmektedir. 16   14   F. Köprülü, “Çavuş ”, s. 367; Salomon Schweigger, Sultanlar Kentine Yolculuk 1578-1581 , Çeviren: Türkis Noyan, İstanbul 2004, s. 182. Seyahatname türünden eserlerdeki bilgiler çok kıymetli olmasına rağmen, bu veriler her zaman mutlak bir doğruluk arz etmeyebilir. Seyahatname ve hatırat türünden eserlerdeki bazı bilgilerin arşiv  belgeleri ışığında sağlaması yapılabilir.   15  Pehlevân Armudî : Mezkûr dahi pâdişâh -i âlem-  penâh hazretleriyle bile gelmişdür, aslı raiyyetdür, bakınız TSMA.d. 9558  , vrk. 4b. 16   Kul Teşkilatı hakkında detay için bkz. Halil İnalcık, “Ghulâm ” The Encyclopedia of Islam , second edition, vol. II, Leiden 1991, s. 1085-91; Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ (1300 -1600) , Çeviren: Ruşen Sezen, İstanbul 2003; İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilâtına Medhal  ; Osmanlı Devleti Teşkilâtından Kapukulu Ocakları I  -II  ; Osmanlı Devletinin Saray Teşkilâtı . Kuruluş ve Yükselme dönemlerine ait tahrir defterlerinde ve mevâcib kayıtlarında liyakat meselesi göze çarpmaktadır. Gösterdikleri cesaret, başarı ve hizmetlerinden dolayı pek çok unsura timarlar tevcih ed ildiği gibi, sipâhi ve yeniçerilerin timar ve ulufelerine zam terakkiler yapılmıştır. Bunun yanı sıra çeşitli yeniçerilere timar tevcihleri yapılmıştır. Buna karşın görevinde başarısız ve ihmalkâr olanlar, otoritelere itaat etmeyen ve birtakım edebe aykırı   davranış sergileyenler azledilmişlerdir. Bkz. Halil İnalcık,  Hicrî 835 Tarihli Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid  , Ankara 1954; Halil İnalcık, Evgeni Radushev ve Uğur Altuğ, 1445 Tarihli Paşa Livâsı İcmâl Defteri , Ankara 2013; Örneğin Zigetvar fethinde yararlık gösteren kapıkulu ve yeniçeri ocaklarına mensup kişilere gösterdikleri yararlılık ve liyakat dolayısıyla tevcih edilen timar ve ulufe zamları için  bkz. Taksim Belediye Kütüphanesi (Atatürk Kitaplığı), Muallim Cevdet Evrakı Koleksiyonu (  MC EVR ) no: 38-16. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi / Journal of Ottoman Legacy Studies Cilt 3, Sayı 5  , Mart 2016 / Volume 3, Issue 5  , March 2016 119  Uğur Altuğ Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Dergâh - ı Âli Çavuşluğunun... Ana hatlarıyla kısaca belirtmeye çalıştığımız bu yapıyı, organizasyonu ve süreci, incelediğimiz Dergâh - ı Âli Çavuşları Defteri’ndeki kayıtlarda da görmek mümkündür. Bu  bağlamda çavuşluk makamının beslendiği önemli kariyer ve kaynak kollarının başında da merkez ve saray t eşkilatları ve bu kurumların çeşitli kademe ve pozisyonlarında görevli olan kul kökenli kişiler bulunmaktadır. Defterdeki kayıtlar yakından incelendiğinde zikredilen unsurlar ve çavuşların meslekleri ve kökenleri ayrıntılı bir biçimde görülebilmektedir: 17   Çavuşların isimlerinin hemen yanında isfânahçı , ağa , bevvâb / kapucı , solak  , saka , hayyat  , dellak  , hafız , muhzır  , çavuş ,  pehlevân , dizdâr  , çukadâr  , bâzirgân , sarraç , berber  , muhtesib , ulufeci , çavuş ,  sipâhi oğlanı , hizmetkâr  ,  yeniçeri , silahdâr  , kapucı ,  yaya ,  yayabaşı , sekban süvari ,  yeniçeri çavuşu , bölük  18    şeklinde düşülmüş kayıtlarla, bunların daha önce saray, yeniçeri ocağı ya da merkezî teşkilatta yaptıkları görevler belirtilmiştir. Bu veriler temelinde 128 kişiden oluşan dergâh - ı âli çavuşlarının büyük bir kısmının, kul sistemi içerisinde daha önce farklı görevlerde bulunmuş görevliler olduğu görülmektedir.   Bu veriler de yukarda belirtilmiş olan kurum ve mevkiler arasındaki mobilizasyonu ve geçişleri göstermekte, ayrıca deftere düşülmüş bazı kayıtlar bu sürecin ayrıntılarını da yansıtmaktadır.   Yavuz Sultan Selim zamanında dergâh - ı âli çavuşluğuna getirilmiş olan İskender Hersek’in görüntüsü bu bakımdan ilgi çekicidir. Bu kayıtta İskender’in kariyeri kısaca özetlenmiştir. O, kariyerine bir çavuşun hizmetkârı olarak başlamış, sonra arabacılık hizmetine yazılmış, daha sonra yeniçeri ordusuna katılmış ve sonrasında silahdâr olmuştur. Silahdârlıktan da çavuşluğa geçmiştir. 19   İsmine düşülmüş  Hersek    kaydı kökenine dair açıklayıcı bilgi niteliğindedir. Kul teşkilatının gelişip daha da güçlendiği 14. yüzyılın sonlarından itibaren, sistemin artan insan kaynağı ihtiyaçlarını karşılamak için devşirme usulü imparatorluk içerisinde yaygın hâle gelmiştir. Bu süreçte memleket dâhilinden devşirilen oğlanların ya da fetih sürecinde esir alınıp merkeze gönderilmiş namzetlerin isimlerinin yanlarına memleketlerini  belirten  Hersek  ,  Bosna , Sivas ,  Manastır   ve  Mora   şeklinde düşülen kayıtlar, onların kimliklerinin  bir parçası olmuştur. Bu açıklamalardan sonra söz konusu İskender’in  Hersek vilayetinden devşirildiği ve sonrasında kul sistemi içerisindeki çeşitli kariyer kollarında görev yaptığı ifade edilebilir. Defterde çavuşların azli ya da görev değişikliklerine dair herhangi bir kayıt olmasa da, dergâh- ı âli çavuşluğundan diğer görev ve memuriyetlere terfi ya da tenzil şeklinde geçişlerin olduğuna şüphe yoktur.   2. Çavuş Oğlu Çavuşlar   Defterde dergâh- ı âli çavuşlarından otuz yedisinin babası ya da dedesinin çavuş olduğu kayıtlıdır, bunların atadan çavuş oğlu çavuş   oldukları belirtilmiştir. Dolayısıyla I. Süleyman döneminde divan çavuşlarının yaklaşık %40’ı çavuş kökenli unsurlardan oluşmuştur.   Bu görüntü imparatorluğun kuruluş ve yükselme dönemlerindeki temel olgularından  birini de yansıtmaktadır. Herhangi bir devlet kademesinde bir görevi icra eden memur ya da askerin emeklilik, hastalık ya da ölüm gibi hâllerinde, onun görevi çocuklarına intikal edebilirdi. Bunun yanı sıra atadan, dededen çocuklara aktarılan mesleki bilgi, beceri ve tecrübe devlet tarafından önemsenmiştir. Osmanlılar bu kaynaktan istifade etmeye çalışmışlardır. Özellikle timar sisteminde oldukça yaygın bir muamelat biçimi olan görevlerin / mevkilerin babadan oğula intikallerinin XVI. yüzyıl ortasında dergâh - ı âlide de görülmesi açıklayıcı bir önem taşımaktadır. 17   TSMA.d. 9558  . 18    A.g.k. , vrk. 1b-5a. 19    Ag.k. , vrk. 2b. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi / Journal of Ottoman Legacy Studies Cilt 3, Sayı 5  , Mart 2016 / Volume 3, Issue 5  , March 2016 120
Related Documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x