Research

12 pages
185 views

TÜRKİYE' DE GSYH İLE BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİ

Please download to get full document.

View again

of 12
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
ÖZET 1980'li yıllardan itibaren izlenen özelleştirme politikalarının ve serbest piyasa ekonomisinin etkisiyle büyüme oranları genelde pozitif yönlüdür. 80'li yıllardan sonra uzun süre yüksek enflasyon yaşanan Türkiye ekonomisinde yüksek
Transcript
    TÜRKİYE' DE GSYH İLE BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİ  ÖZET 1980’li yıllardan itibaren izlenen özelleştirme politikalarının ve serbest piyasa  ekonomisinin etkisiyle büyüme oranları genelde pozitif yönlüdür. 80’li yıllardan sonra uzun süre yüksek enflasyon yaşanan Türkiye ekonomisinde yüksek oranlı faiz , döviz kuru dalgalanmaları ve finansal krizler meydana gelmiştir. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra büyüme oranlarının kararsız bir seyir izlediği görülmektedir. 2001 krizinden sonra ise uygulanan ekonomik  program sonucunda ekonomik istikrarın sağlanması yönünde ilerlemeler meydana gelmiştir.   Edilen yüksek büyüme durumundaki ekonomik yapının işsizliği azaltması gerekirken,   işsizlik azalmamış    bunun da etkisiyle “istihdamsız büyüme” problemi tartışılmaya  başlanmıştır. Teoriye   istinaden ekonomik büyümenin işsizliği azaltması beklenirken karşılaşılan durum bu teorinin   söylediğinden çok daha farklı olmuştur. Büyümenin istihdamı artırıcı etkisi olmamıştır  . Bu çalışmada 1980 - 2014 verileri kullanılarak ekonomik büyüme ile GSYH yıllık artış oranları arasındaki ilişki Granger nedensellik analizi ile test edilmiştir.   Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, GSYH oranı,   İşsizlik,  Granger Nedensellik Testi 1.GİRİŞ   İşsizliğe neden olan faktörler ülkeden ülkeye farklılaşsa da hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için kronikleşmiş bir sorun olduğu aşikardır. Türkiye ekonomisi 1900’lü yıllardan itibaren    birçok dalgalanma yaşamıştır  . Türkiye’de işsizlik problemiyle baş edecek politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. Fakat işsizlik rakamları sürekli artmaktadır. İşsizliği azaltmanın bir başka deyişle istihdamı arttırmanın yollarından biri ekonomik büyümeyi arttırmak olduğu düşünülse de ik  isi arasındaki etkileşim hala olumsuz yöndedir.   Bir ülke ekonomisindeki büyümeye rağmen işsizlik oranlarının da büyümesi bu problemin büyük bir sorun olduğunu netleşti rmektedir. “İstihdamsız büyüme” veya “yoksullaştıran büyüme” kavramları da bu süreçte ort aya çıkmaktadır.   Türkiye’nin uyguladığı ekonomi politikaları ve büyümenin plansız gerçekleştirilmesi  büyümenin işsizliğe bir faydası olmayacağını gerçekleşen verilerle kanıtlamaktadır  . 2.EKONOMİK BÜYÜME VE İŞSİZLİK İLİŞKİSİ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR     1 2.1. Teorik Çalışmalar   Büyüme teorileri, bir ülkede ekonomik büyüme oranını belirleyen faktörleri ve ülkeler    arasında yaşanan büyüme oranı ve gelir farklılıklarını incelemektedir. Özellikle 1950’lerden  sonra bu teoriler ekonomi literatüründe yerini almaya  başlamıştır    İktisatçılar arasında kurumların ekonomik büyüme üzerine etkisi Adam Smith’den beri kabul görmektedir. Ancak son çeyrek yüzyılda iktisat teorisi içinde kurumların tekrar önem kazanmasıyla ve istatistiki veri elde etmenin kolaylaşmasıyla birlikte, kurumların ekonomi üzerine etkisi ampirik olarak da incelenmeye başlamıştır. Scully ve Slottje (1991, 121 -152) kurumsal yapının ölçülmesine ilişkin öncü çalışmalardan birisini ortaya koymuşlardır. Büyüme teorilerine en büyük katkı Robert Solow’un gerçekleştirdiği Solow Büyüme Modeli veya Neoklasik Büyüme Modeli’dir. Ayrıca R.Harrod ve E.Domar tarafından ortaya konulan Harrod-Domar Büyüme modeli de küresel çapta kabul gören büyüme modelleridir. Bu iki önemli büyüme modelinden sonra ortaya atılan modelle r içsel büyüme modelleri olarak adlandırılmakta ve özellikle bilgi ve beşeri sermaye ile açıklanmaktadır. İçsel büyüme modelleri: A.K Modeli (S.Rebelo), Beşeri Sermaye Modeli (R.Lucas), AR  -GE Modeli (P.Romer), Kamu Politikası Modeli (R.Barro), Yaparak Öğre nme Modeli (Arrow). 15.yy. ile 18.yy arasında piyasada etkisini gösteren Merk  antilistlere göre dünya serveti sabittir. Servetin kaynağı değerli maden stokudur. Dolayısıyla bir ülke ihracatını mümkün olduğu ölçüde artırıp ithalatı da olabildiğince azalttığı müddetçe gelirini artıracak bunun etkisiyle de ekonomik büyümeyi sağlayacaktır.   Fizyokratlar ise ekonomide tek üretici sektörün tarım olduğunu, diğer sektörlerin    büyümeye hiç katkısı olmadığını, tarımı ekonomik büyümenin temeli olarak görmüşlerdir.   Böylece ekonomik büyümenin tarımdaki üretim artışıyla sağlanacağını savunmaktadırlar. Klasikler, fiyat ve ücret mekanizmasının esnek olduğunu, tam istihdamın olduğunu yani işsizliğin sadece iradi olduğunu; Say yasasının -Her arz kendi talebin i yaratır  -etkisiyle talebin karşılandığını savunurlar. Tek üretim faktörünü de emek olarak kabul etmektedirler.   Keynes, 1929 krizinin ortaya çıkardığı genel ekonomik durumdan yola çıkarak klasiklerin savunduğu görenmez ele karşı çıkmakta yani tam istihdamın kendiliğinden değil de devlet müdahalesi ile gerçekleşeceğini savunmaktadır. Ekonominin eksik istihdamda da dengeye geldiğini vurgulamıştır. İstihdam düzeyi ekonomideki gelir ve harcama düzeyine    bağlıdır.   Marx’a göre emek büyümenin yani üretimin teme l faktörüdür. Sermaye birikimi sonucunda teknolojinin etkisiyle emek kullanımı azalmakta ve emek arzı fazlalığı söz konusu olmaktadır.   Solow modelinde (Neoklasik büyüme modeli) ekonomi dışa kapalı ve hükümet yok, teknoloji düzeyi sabittir. Harrod- Domar’ın aksine emek ve sermaye girdilerinin ikame edilebildiğini ve az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere oranla daha hızlı büyüdüğünü varsaymaktadır.    2 Harrod-Domar modelinde (Post Keynesyen büyüme modeli) dengeli büyüme üzerinde durulmuştur ve sermaye hasıla oranının sabit olduğu varsayılmıştır. Leontief tipi üretim   geçerlidir yani sermaye ile emek arasında ikame mümkün değildir.   2.2.Ampirik Çalışmalar   ABD ekonomisine ilişkin büyüme ile işsizlik rakamlarını 1962 yılında inceleyen Arthur   Okun, reel büyüme oranının yüksek olduğu yıllarda işsizlik oranının düştüğünü , aksine reel  büyüme oranının düşük düzeyde kaldığı hatta negatif olduğu yıllarda, işsizlik oranının arttığını saptamıştır.   Arthur Okun'un reel büyüme oranı ile işsizlik arasındaki ilişkiyi bir formülle ifade   etmesi, bu görüşün daha sonra Okun Yasası diye ifade edilmesine neden olmuştur. Okun   Yasası, reel büyüme hızının  %2,25'in üzerine çıktığı yıllarda, reel gelirin   %2,25 oranının  üzerindeki her %1’lik artışının, işsizlik oranında   %0,5’lik bir azalma sağladığı şeklindedir.   Bu analiz kullanılarak farklı ülkelerde farklı sonuçlar elde edilmiştir. Türkiye’de  büyüme ile işsizlik arasındaki ilişkiyi inceleyen yeterli çalışmalar bulunmamaktadır.   Türkiye’nin büyüme ve işsizlik arasındaki ilişkisini analiz eden Yıldırım ve Karaman (2003), 1975- 1995 yıllarını kapsayan verilerle elde ettikleri çalışma sonucunda %4,3’ü aşan her %1’lik büyümenin işsizliği %0.13 azalttığı ve bazen de yüksek büyümeye rağmen işsizlik oranının arttığı sonucuna varmışlardır. Demir ve Bakıcı (2005), 1988 -2004 verileri ile  büyüme ve işsizlik arasındaki ilişkinin zayıf olduğunu analiz etmişlerdir. Yılmaz (2005), 1978-2004 ve rileri ile yaptığı çalışmada Türkiye ekonomisinde büyüme - işsizlik oranı arasına    bir nedensellik bağı tespit edememiştir. Dünya Bankası verilerinden yapılan derlemeye göre, cari fiyatlarla 2014 yılı GSYH gerçekleşmeleri baz alındığında, 17 trilyon 419 milyar dolarlık GSYH'si ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) düny anın en büyük ekonomisine sahiptir.   3.DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE EKONOMİK BÜYÜME VE İŞSİZLİK     3 3.1.Dünya’da Ekonomik Büyüme ve İşsizlik   Ülkelerin refah seviyesi ekonomik büyüme, GSMH ve farklı ülkelerle karşılaştırmak    amaçlı kişi başına düşen GSMH ile ölçülmektedir. 2.Dünya savaşının etkisiyle krizden çıkan   Avrupa ülkeleri onarılarak düzeltilmeye çalışılan ekonomi ile büyüme oranlarını ve istihdam   hedeflerine ulaşmışlardır. 1970’lerden sonra hem talep yetersizliği hem de teknolojik gelişmenin emek piyasasını negatif etkilemesi işsizliği yapısal sorun haline getirmiştir.   (Temiz, 2004:118) Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümedeki artışa paralel olarak işsizlikte de artış gözlenmektedir. Sermaye hareketlerinin tamamıyla serbest bırakılması ekonomik krize sebebiyet vermektedir. Piyasalarda başlayan kriz mal piyasalarına da sıçrayarak firmaların   iflasına ve çalışanların işini kaybetmesine neden olmaktadır. Ve bu krizler büyüme oranını azaltıp ücretleri düşürürken istihdam piyasasına yeni katılanların iş bulamamalarına neden olmaktadır.   Yüksek büyüme hızına sahip ülkelerde işsizliğin azalması beklenirken işsizliğin tek bir    faktörün sonucu da olmaması sebebiyle işsizliğe olumlu etkisi olmamaktadır. (Göktaş2005,64)   Teknolojik gelişimin de işgücü piyasalarına önemli etkileri vardır. İlki işgücüne duyulan ihtiyacın azaltması ikincisi de kişinin mesleğini gerçekleştirmesini ortadan kaldırmasıdır. Yaş ve eğitim süreci gerektiren güncel değişimlere hazır olamama, bu değişimlerle ortaya çıkan işsizliğin artmasına neden olmaktadır. (Ok, 2008)   Özelleştirme ile birlikte sağlık, eğitim, hizmet vb. gib i istihdam piyasalarında işgücü ihtiyacının taşeron usulle karşılanması hem özel sektörün maliyetlerini hem de işçi sayısını   azaltmaktadır. İstihdamdaki artış gelirin üretim faktörleri arasında bir bölüşüm sorunu olması nedeniyle ekonomik büyüme yoksullu ğu azaltmada tek başına yeterli olamamaktadır. Küreselleşmenin getirdiği fırsatlar nedeniyle gelir eşitsizliğini artırmaktadır. (Akyüz, 2006: 7) 3.2.Türkiye’de Ekonomik Büyüme ve İşsizlik Türkiye gelişmekte olan ülke olmasının da etkisiyle nüfus sürekli artış göstermektedir ve istihdam edilenler de düşük seviyelerdedir. İşgücünün önemli bir kısmının tarım sektöründe olması kırsal ve kentsel işgücü piyasalarını farklılaştırmaktadır.   (Eyüboğlu,2003)   Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren ithal ikameci politikanın terk edilerek serbest    piyasa ekonomisinin uygulamaya konulması, gerçekleşen sanayi politikaları, dışa açık  politikaların kamunun yatırım ve üretim payını azaltması, ihracatın    beklenenin altında gerçekleşmesi, ithalatın ve işsizliğin artışını tetiklemiştir. (Yüceol, 94: 81-95)  2001 krizinden sonra da enflasyonun olumluya dönmesi, ihracattaki artış, kamu borçlarındaki azalış, ekonomik büyüme olmasına rağmen yine işsizlik problemi çözülememiştir. (Ataman,2006:94)    4 Ekonomik büyümeye rağmen işsizliğin artmasının en önemli nedenleri spekülatif sıca k  para girişleri, Türkiye’deki yüksek faiz oranlarının yabancı yatırımcılara cazip gelmesi ve sıcak paranın piyasada hüküm sürmesidir. (Uçak ve Apak, 2007:61)   Bu faktörler cari açığı artırarak sınırlı kalan istihdam artışının nedeniyle işsizlik sorun olar  ak devam etmektedir. Küresel rekabet firmaların maliyet minimizasyonu sebebiyle hareket etmesi neticesinde az çalışan çok kar politikası yine büyüme gerçekleşirken istihdamın göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Türkiye’de istihdam verilerinin olumsuzluğu kadın istihdam   göstergelerinin olumsuzluğundan da kaynaklanmaktadır. Kadın istihdamının erkek istihdamına göre sınırlı kalması daha çok tarım sektörü, ücretsiz aile işçiliğinin fazlalığı vb.   alanlarda olması büyümenin istihdam piyasasına etkisinin pek hissedilmediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.   Ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki bağın zayıflığı birçok faktöre bağlıdır. Bunlardan bazıları; emek dışı faktörlerin de istihdam piyasasını etkilemesi, çalışma çağındaki nüfus artış hızının yüksek olması, çalışma saatlerinin fazlalığı, teknolojik gelişmenin işgücüne duyulan ihtiyacı azaltması, kayıtdışı istihdamın fazlalığı, bölgeler arası dengesizlikler, verimli    politikaların olmaması vb.dir. 4.YÖNTEM VE AMPİRİK SONUÇLAR    Bu çalışmada GSYİH ile İşsizlik oranı arasındaki ilişki 1990 ve 2014 yılları dahil olmak üzere 14 veriyle yıllık olarak çalışılmıştır. Gsyih ve İşsizlik verileri Türkiye İstatistik Kurumu
Related Documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x