Marketing

48 pages
349 views

KUTSAL'A GİDEN YOL: DİNLER TARİHİ'NDE BİR METODOLOJİK YAKLAŞIM VEYA BİR BİLİM OLARAK DİN FENOMENOLOJİSİ

of 48
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
KUTSAL'A GİDEN YOL: DİNLER TARİHİ'NDE BİR METODOLOJİK YAKLAŞIM VEYA BİR BİLİM OLARAK DİN FENOMENOLOJİSİ
Transcript
    KUTSAL’A G İ DEN YOL: D İ NLER TAR İ H İ ’NDE B İ R METODOLOJ İ K YAKLA Ş IM VEYA B İ R B İ L  İ M OLARAK D İ N FENOMENOLOJ İ S İ   Mustafa ALICI ** ÖZET Din Fenomenolojisi, dinlerde görülen ş eyleri, yani kutsal õ n tezahür-lerini anlamaya çal õ ş an bir aland õ r. Bu makalede klasik dönemde ço ğ u kez Dinler Tarihi ile özde ş le ş mi ş  görülmesine ra ğ men günü-müzde fenomenleri inceleyen bir alan haline gelen Din Fenomenolojisi ele al õ nm õ ş t õ r. Bu yönüyle bu disiplin, Dinler Tari-hi’nin çok yönlü metodolojisini dinamik tutmakta ve ona yeni ve geni ş  hareket alanlar õ  sa ğ lamaktad õ r. Anahtar Kelimeler:  Din Fenomenolojisi, Kutsal, Hermönetik, Din-ler Tarihi, Fenomenolojik Yakla ş õ m ABSTRACT THE WAY TO THE SACRED: THE PHENOMENOLOGY OF RELIGION EITHER AS A METHODOLOGICAL APPROACH IN THE HISTORY OF RELIGIONS OR AS THE INDEPENDENT DISCIPLINE  The Phenomenology of Religion is seen as a field dealing what ap-pears, that is, what manifests as sacred in religions. In this article we have taken up the discipline which has been understood as the idendical one to the History of Religions (Religionswissenschaft) in the past, however, today which is perceived as the specific field of religious the phenomena. In this respect this science gives new and dynamic paradigms to the multi-composite- methodology of the His-tory of Religions. Key Words:  The Phenomenology of Religion, The Sacred, The Her-meneutics, The History of Religions, The Phenomenological Ap-proach Giri ş : Felsefî Fenomenoloji’den Dinî Fenomenoloji Olu ş turmak: Din Fenomenolojisi’nin Felsefî Arkaplan õ   Dinler Tarihi, din olgusunu, dinî olaylar õ , dinlerde ortaya ç õ kan kutsal õ n tezahürlerini mukayeseli olarak inceleyen bir disiplin olarak günümüzde din bilimleri aras õ nda çok önemli bir i ş lev yüklenmekte-dir. Din Fenomenolojisi ( The Phenomenology of Religion  ), dinî teza-hürleri ele alan, sosyal ve be ş erî bir alan olarak geni ş  uygulama mo-dellerine sahip Dinler Tarihi ( Religionswissenschaft  ) disiplininin me-todolojik bile ş enleri içinde sadece bir yakla ş õ m olarak de ğ erlendiril-mektedir.  Mustafa ALICI 74 Bunun yan õ nda Din Fenomenolojisi bilhassa son dönemlerde ço- ğ u kez Dinler Tarihi’nden ba ğ õ ms õ z ve özgün disiplin olarak anla ş õ l-m õ ş  ve dinde ortaya ç õ kan tüm unsurlar õ  (fenomenleri) sistematik ve mukayeseli bir ş ekilde tasnif eden onlar õ  “anlamaya” yani onlar õ n an-lamlar õ n õ  ortaya ç õ kar õ p “yorumlamaya” çal õ ş an bir bilim olarak alg õ -lanm õ ş t õ r. Bu anlam õ  yla söz konusu bilim, antropolojik bir bak õ ş  aç õ -s õ na sahip olarak dinî bir fenomeni, be ş er kültürünün bir ürünü, önemli bir özelli ğ i veya onu yans õ tan bir çehresi olarak inceler. Asl õ nda bir yakla ş õ m olarak fenomenolojik metot, Genel Dinler  Tarihi biliminin XIX. asr õ n ikinci yar õ s õ  do ğ u ş undan birkaç on sene sonra, yine bu bilimin s õ n õ rlar õ  içinde, bilhassa Hollanda ve İ skandi-nav ülkelerinde ortaya ç õ kan ve genelde fenomenlerin yap õ sal formla-r õ n õ  tarihlerini gözard õ  ederek inceleyen ve olaylar õ n psikolojik anlam-lar õ n õ  öne ç õ karan bir yöntem olarak alg õ lanm õ ş t õ r. Bu bilimi Dinler  Tarihi bünyesinde de ğ erlendirenler için Kar  ş  õ  la  ş  t  õ  rmal  õ   Din (Comparative Religion) ayn õ   ş eyi ifade eder. Kimilerine göre ise Kar  ş  õ  - la  ş  t  õ  rmal  õ   Dinler Tarihi (Comparative History of Religions) asl õ nda Din Fenomenolojisi anlam õ ndad õ r ve fenomenlerin tarihsel süreç içindeki  yap õ lar õ n õ  vurgulayan tarihsel fenomenolojik yakla ş õ m olarak, feno-menlerin mevcut hallerinin yan õ  s õ ra tarihsel geli ş imini ve yönlendi ğ i istikameti de ihmal etmeyen uzla ş t õ r õ c õ  bir bak õ ş  aç õ s õ  sunar. Görüldü ğ ü gibi klasik dönemden günümüze kadar  tek bir Din Fenomenolojisi bulunmaz aksine pek çok din fenomenolojisi mevcuttur.  Bu ba ğ lamda ça ğ da ş  Din Fenomenologlar õ , bu disiplinin kullan õ m tarzlar õ na bakarak fenomenolojileri çe ş itli gruplara ay  õ rm õ ş lard õ r. Ça ğ da ş  Din Fenomenolo ğ lar õ ndan Douglas Allen, günümüze kadar gelen fenomenolojileri dört grup alt õ nda tasnif eder; birinci grupta herhangi bir felsefî veya teolojik iz b õ rakmayan ve terimi en geni ş  ve en mu ğ lak haliyle kullanan grup vard õ r ki onlar için din fenomenolojisi sadece dinin temel unsurlar õ n õ n ara ş t õ r õ l õ p anla ş õ lma-s õ n õ  ifade eder. İ kinci gruptakiler, din fenomenolojisini mukayeseli ve tipolojik bir tasnife dayanan özgün bir din bilimi olarak anlam õ ş t õ r (söz geli ş i P. D. Chantepie de la Saussaye, Geo Widengren ve Ake Hultkrantz). Üçüncü gruptakiler ise bu alan õ , Dinler Tarihi ile özde ş , onun içinde, onun bir alt disiplini veya metodolojik bir yakla ş õ m õ  ola-rak görenlerdir (söz geli ş i, W. Brede Kristensen, Gerardus van der Leeuw, Joachim Wach, C. Jouco Bleeker, Mircea Eliade, Jacques Waardenburg). Son olarak, din fenomenolojisini teoloji içinde kulla-nan veya felsefî fenomenolojiyle özde ş le ş tirenlerin olu ş turdu ğ u anla- y  õ ş  bulunur (söz geli ş i, Max Scheler, Paul Ricour, Friedrich Schleirmacher ve Paul Tillich) 1 . * Yard. Doç. Dr., K.T.Ü. Rize İ lahiyat Fakültesi, Dinler Tarihi Anabilim Dal õ  Ö ğ retim Üyesi mustafaalici@hotmail.com    Dinbilimleri Akademik Ara  ş  t  õ  rma Dergisi V (2005), Say  õ  : 3 75 Bilimin ortaya ç õ k õ ş õ nda Kitab- õ  Mukaddes yorumlamalar õ n õ n ol-dukça yo ğ un ya ş and õ ğ õ  XIX. as õ r hermenötik yakla ş õ mlar õ  ile Alman Verstehensphilosophie   anlay  õ ş õ n õ n derin etkisi oldu ğ u bilinmektedir. Bilhassa klasik dönemde Din Fenomenolojisi, dinin tezahürlerinin derinden incelenmesi yoluyla dinin anla ş õ lmas õ na (V erstehen  ) ve o-nun özünü (Wesen) kavramaya götüren bir yol olarak alg õ lanm õ ş t õ . Zaten yorumlama ekolleri ba ğ lam õ nda XIX. yüzy  õ ldaki ak õ mlara bak-t õ ğ õ m õ zda, genel olarak din çal õ ş malar õ nda tarihsel yönü d õ ş layan Hollanda ekolünün ayn õ  zamanda bu disiplinin büyük “öncülerini” ç õ karm õ ş  oldu ğ unu rahatl õ kla gözlemleyebiliriz 2 . Söz geli ş i Din Fenomenolojisi terimini Lehrbuch der Religionsgeschichte   (1887)   adl õ  eserinde  ilk kez kullanan Hollandal õ  Dinler Tarihçi P. Chantepie de la Saussaye (Ö. 1920), onu sistematik bir din bilimi olarak yans õ tan ise ö ğ rencisi Gerardus van der Leeuw ( Phänomenlogie der Religion  , 1933) olmu ş tur 3 . Genel olarak Din Fenomenolojisi’nin sözlü ğ ünde, fenomen terimi ve onu anlamaya yönelik olmak üzere yap õ  (structure), betimleme (description), morfoloji, karakter verme (characterisation), anlama (verstehen), öz (wesen/essence) ve tezahür (erscheinungen/ manifestation) gibi felsefe kavramlar õ  bulunmaktad õ r. Bu ba ğ lamda Din Fenomenolojisi’nin genel felsefeden yararlanmas õ n õ n iki temel boyutu bulunmaktad õ r; a). Kant’  õ n, numen/fenomen ay  õ r õ m õ na ba ğ l õ  olarak “Üstün Kutsal Varl õ ğ õ ” ifade etmek üzere “Fenomen” (Grekçe Phainomenon  /kendini gösteren, tezahür eden ş ey) terimi õ ş õ ğ õ nda ge-li ş en anlamland õ rmalar b). Hegelci-Husserlci genel fenomenolojiden ödünç al õ nan terimler etraf  õ nda geli ş en fikirler. “Fenomenoloji” kelimesini felsefî anlamda ilk defa Alman as õ ll õ   İ s-viçreli matematikçi ve filozof Johann Heinrich Lambert, Neues Oraganon (Leibzig, 1764) adl õ  eserinde kullanm õ ş t õ r. Lambert’in ça ğ -da ş õ  Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804) ise fenomen kelime-sini eserlerinde iki defa kullanm õ ş  ve buralarda “tecrübenin yani gö-rünen ve zihnimizce olu ş turulan ş eylerin verileri” olarak anlamlan-d õ rm õ ş t õ . Ona göre “numenler”, yaln õ zca ak õ l ve idrak ile elde edilen ş eylerken, kendinden olan ş eylerden ayr õ ş an fenomenler ise rasyonel, bilimsel ve objektif olarak hareket eden e ş  yad õ r 4 . Felsefî fenomenolojinin en önemli ismi hiç ku ş kusuz Georg W. F. Hegel (1770-1831)’dir. O, Tinin Fenomenolojisi   ( Phanomenologie des 1  Dougles Allen, “Phenomenology of Religion” Encyclopedia of Religion,  ed. Mircea Eliade, c. XI, 1987, 273. 2  Eric J Sharpe, Comparative Religion: A History  , London 1986, 220. 3  King, Ursula, “Historical and Phenomenological Approaches to the Study of Religion”,  Contemporary Approaches to the Study of Religion –I, Berlin- New York-Amsterdam 1984, 39. 4  Dougles Allen, a.g.m., 273.  Mustafa ALICI 76 Geistes  , 1807) adl õ  eserinde Kant’  õ n phenomena ve noumena ş eklin-deki ay  õ r õ m õ na kar ş õ  ç õ kar. Ona göre fenomenler, bilginin fiili saflar õ  olup, evrimsel bir tarzda ham bilinçten mutlak bilgiye do ğ ru daimî bir ilerleyi ş i gösterirler. Bir ba ş ka de ğ i ş le fenomenler, zihnimizin bize gözüktü ğ ü yollar õ  incelemekle mutlak bilgiye ula ş t õ ğ õ m õ z ve Tinin (Ruhun) geli ş im safhalar õ n õ  bize sunan tezahürlerdir. Hegel için fenomenoloji ise kendisi vas õ tas õ  yla zihnimizin bize göründü ğ ü yollar õ  ara ş t õ rarak mutlak bilgiye geldi ğ imiz bir bilimdir  5 . 1900’lü y  õ llar õ n ba ş õ na gelindi ğ inde bir grup Alman bilimadam õ  fenomenoloji üzerine bir dizi ara ş t õ rma yay  õ nlad õ . Bu grubun en etkili ismi Avusturya do ğ umlu Alman filozof Edmund Husserl (1859-1938) idi. Onun bu alana en önemli katk õ s õ , ampirik olmayan sezgisel bir metodoloji kazand õ rmas õ d õ r. Husserl ve onun gibi dü ş ünenler, ya ş am tecrübelerinin objektif bir ampirizm için gözard õ  edilmesini arzu eden her türlü bilimsel metodolojiye kar ş õ  ç õ km õ ş lard õ . Bunun yan õ nda on-lar, be ş er tecrübelerini azami ölçüde dikkate alarak, onlar õ  hakikatin ke ş fedildi ğ i birer araç olarak kullanmay  õ  amaçl õ  yorlard õ . Husserl’in tesirinin en önemli sonucu olarak fenomenoloji terimi, sadece tasvir-ci bir metodolojiyi ifade etmedi, ayn õ  zamanda felsefî bir fenomenoloji hareketini de ba ş latt õ . Husserlci a ş k õ nc õ  fenomenolojiyi de ğ i ş ik alan-lara uygulayan filozoflar aras õ nda Martin Heidegger, Jean Paul Sarte, Maurice Merleau- Ponty, Karl Jasper, Marvin Faber ve Paul Ricour say  õ labilir. Bu ba ğ lamda felsefi fenomenoloji, Din Fenomenolojisi’nin temel kaynaklar õ ndan biri olarak önemlidir. Felsefî fenomenolojinin, verile-re önem veren Zu den Sachen (verilere yönelmek) ş eklindeki   özgün slogan õ , bu ara ş t õ rma alan õ n õ n da temel sözü olmu ş tur. Din Fenomonojisi teknik terimlerini klasik dönemden kazanma hevesindeydi ve Husserl’den pek çok terim ödünç alacakt õ ; nitekim Husserlci fenomenolojide be ş  temel kavram õ  vard õ r: Tasvir, redüksi- yon, öz, niyetsellik ve alem  . Tasvir,  çevreyi izah etmekten ziyade be-timlemeyi amaçlar. Redüksiyon,  varl õ k meselesini “paranteze alarak” anlama meselesine bütün dikkatleri çekmek ister. Burada fenomenolog, ayn õ  zamanda gerçeklik meselesini de “paranteze al õ r”. Öz (essence);  fenomenoloji özel ve somut e ş  yan õ n tasviri ile de ğ il özle-rin tasviriyle ilgilenir. Öz terimiyle bir e ş  yan õ n tabiat õ n õ  ifade eden cins ismi kastedilir. Fenomenolo ğ un hedefi, bir fenomenin özünü tasvir etmek olup ona “yer bulmak” de ğ ildir. Böylece o bir ş ey içinde-ki anlam õ  yani özü bulur, sebep veya hakikati de ğ il. Niyetsellik  ; bir 5  Eric J. Sharpe, “Din Fenomenolojisi”, Bat  õ  ’da Din Çal  õ  ş  malar  õ  , Derleyen ve Çeviren, Ömer Mahir Alper, İ stanbul 2002,, 113-114; http://www.wheaton.edu/Mission/moreau/Articles/Phenomenology.htm (20/10/2005)  Dinbilimleri Akademik Ara  ş  t  õ  rma Dergisi V (2005), Say  õ  : 3 77  yönelmeyi gösteren bu terim, bu alemde yöneldi ğ i bir objenin d õ ş õ nda zihni bir faaliyet olarak hiçbir ş eyin olmad õ ğ õ  gerçe ğ ine dikkat çeker. Bir ba ş ka de ğ i ş le niyetselli ğ e göre bir ş ey hakk õ nda dü ş ünme olmak-s õ z õ n gerçekten bir dü ş ünce olamaz. Burada süje ile obje aras õ ndaki temel birliktelik, dü ş ünen ile hakk õ nda dü ş ünülen aras õ ndaki temel birliktelik, fenomenolojinin ana konusudur. Niyetsellik ona göre bi-linçli olu ş un özünü olu ş turur. Husserl’e göre a ş k õ n fenomenoloji, ni- yetselli ğ i mümkün k õ lan anlamlar õ n temel unsurlar õ n õ  inceler. Bu noktada eidetik vizyon, Husserl’in niyetsellik tan õ m õ nda önemli yer tutar. Zira niyetselli ğ e göre zihin, bir süje olarak kendini belli objele-re yöneltir. E ğ er zihin alg õ lama esnas õ nda bir birliktelik bulursa buna anlamland õ rma denecektir. Alem; bu terim Husserl fenomenolojisinin en çetrefilli ve en ihtilafl õ  kavramlar õ ndan biridir. Alem terimi yans õ -mac õ  bir organizasyon olup bizim yaratt õ ğ õ m õ z bir ş eydir, kendi varl õ - ğ õ m õ z õ n bir san õ s õ  de ğ ildir. Yine alem, ki ş inin zihni d õ ş õ ndaki ba ş kala-r õ na ait zihinlerin bu birli ğ i bulmas õ n õ  ve anlam õ n sadece ki ş iye özel-sübjektif- olmad õ ğ õ n õ  da ayn õ  ki ş iye gösterir 6 . Husserlci redüksiyon anlay  õ ş õ  özellikle de paranteze alma (epoche) i ş lemi biraz daha aç õ klanmaya ihtiyaç duymaktad õ r. Epoche (Grekçe epecho fiilinden “ben geri duruyorum”); özgün, orijinal, ç õ p-lak ve saf fenomenlere ula ş abilmek için ki ş inin önyarg õ lar õ n õ , fikirle-rini ve inançlar õ n õ  paranteze almas õ  olarak tarif edilir. Belli bir obje-nin gerçek varl õ ğ õ  sorununu bir kenara b õ rakan Husserl, bunun için be ş  safhaya ihtiyaç duyar; a. Verilerin ard õ na ula ş mak için ki ş isel duygu, dü ş ünce, sevgi ve nefret gibi duygusal unsurlar õ  parantez içi-ne almak. b. Kendilerine ait olan ş eylere ula ş mak için teori ve dü- ş ünceleri paranteze almak; c. Görülen olgular õ  d õ ş lamak için bütün felsefî bilgileri parantez içine almak. d. Fenomenlerin, kendi içyüzleri vas õ tas õ  yla, arka plan õ na ula ş mak. Bu süreç zarf  õ nda, ki ş inin kendini ba ş kalar õ n õ n yerine koyarak ( empati), onlar õ n veya ş eylerin duygula-r õ n õ  ve içyüzünü anlamaya çabalamak. e. Eidetik vizyonu kullanarak,  yani empati ve sezgi yoluyla fenomenlerin ili ş kide bulundu ğ u illetle-rinin arka plan õ na ula ş mak yoluyla fenomenlerin özlerine inmek  . Eidetik vizyon denilen evrensel töz, sezgisel yolla kavranabilir özellik-te olup ayn õ  zamanda gözlemcinin bir durum veya olguyu gözlemler-ken, mahiyetinin ne olabilirli ğ ini veya ne oldu ğ unu bir tarafa b õ rak õ p gerçek mahiyetine yani özüne inmeyi gösterir 7 . 6  Maurice Merleau- Ponty, “ An Introduction to Phenomenology”, Phenomenology of Religion: Eight Modern Descriptions of the Essence of Religion  , ed. Joseph Dabney Bettis, 1969, 5-12, Mustafa Ünal, Din Fenomenolojisi – Tarihçe Yöntem Uygulama-   Kayseri 1999, 75-79; Dougles Allen, 275. 7  Thomas Ryba, , The Essence of Phenomenology and Its Meaning for the Scientific Study of Religion  , New York 1992, 198-214.
Related Documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks