Journals

1 pages
180 views

Peygamberimizi romanla anlatmak mümkün mü

of 1
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
29 Kasım’da Meridyen Derneği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Sîreti Sûrette Görmek- Hz. Peygamber’i Kurmaca Dünyada Yazmak” konulu bir çalıştaya katıldım. Çalıştayda, M. Fatih Andı, Ömer Lekesiz, Mustafa Özel,
Transcript
  Peygamberimizi romanla anlatmak mümkün mü? 29 Kasım’da   Meridyen Derneği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Sîreti Sûrette Görmek - Hz. Peygamber’i Kurmaca Dünyada Yazmak” konulu bir çalıştaya katıldım. Çalıştayda, M. Fatih Andı, Ömer Lekesiz, Mustafa Özel, Şaban Sağlık, Mehmet Narlı, Ertan Örgen, Yılmaz Daş c ıoğlu, Necip Tosun, Cemal Ş akar, Güray Süngü, Özlem F edai, Bedia Koçakoğlu, Ahmet Murat Özel, Turgay Anar, Mesut Koçak, Zeynep K. Şerefoğ lu D anış, Ebru Burcu Y ılmaz , Esra Fahriye Poyraz, Şerif Eskin dikkate değer bildiriler sundular... Çalıştayın amacı, Hz. Peygamber’i (s.a.v ) İslâm adap ve ahkâmına bağlı ka larak, özellikle roman ve hikâyede, etkili ve güzel biçimde anlatabilir miyiz, nasıl anlatabiliriz, sorusuna cevap aramaktı.   Evvelâ şunu belirteyim;   dinî konuların dahi  seviyesiz bir dille tartışıldığı bir ortamda, böyle önemli bir meseleyi ele aldıkları   için Meridyen Derneği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Ü niversitesi yetkililerine, hassa ten kıymetli meslektaşım Prof. Dr. M.   Fatih Andı’ya teş ekkür ediyorum. Çalıştay da hararetle tartışılan konulardan biri, modernitenin ürünü olan romanın  Hz. Peygamber’i anlatmaya uygun bir edebî tür olup olmadığıydı. Fatih Andı Hoca, haklı olarak, çatışmaya, trajediye dayanan, mahrem hayatı ifşadan haz duyan   “ roman ”ın, Hz. Peygamber’i adap ve ahkâ ma uygun biçimde anl atamayacağını savundu.   Gerçekten de Hz. Peygamber’i anlatan bir romanda, tüm tarihsel gerçeklere uyma mecburiyeti, ayrıca eserde Peygamberimizin mahrem hayatına girme, ona ait olmayan diyaloglara, jest ve mimiklere yer verme ihtimali, hatta bilinçaltına ve halet -i ruhiyesine dair yap ılabilecek   yanlış tahliller, Müslüman yazarları bu konuda hassas davranmaya sevk ediyor... Kanaatimce meseleye “biyografik   roman” bağlamında  ba karsak, bu endişeler doğru. Ancak başkahramanı ve öyküsü farklı olan bir romanda,   meselâ olayların günümüzde geçtiği bir öyküde,   metinler arası kimi yöntemler kullanarak, modern insanın metafizik ürpertileri veya hâlleri ile sahabe döneminde yaşanan bazı ola ylar/durumlar, figürler arasında   ilişki ler kurulabilir, Peygamberimiz dolaylı yoldan, alegori, metafor ve anıştırmalarla anlatılabilir. Elimizde iyi örnekler yok ama, Peygamberimizi anlatmak hususunda, yeni bir “dil”, başka form ve anlatım teknikleri aramak   gerek diye düşünüyorum.  Bizde maalesef, meselâ Kierkegaa rd’ın “Korku ve Titreme” gibi , kutsal bir olayı lirik/felsefî bir şekilde yorumlayan eserler yok… Meselenin genelde menkıbevi/olağanüstü “serüven” tarafıyla ilgileniyoruz, olayların asıl “hikmet”ini, mesela Kierkegaard’ın  eserin deki gibi Hz. İbrahim’in ve oğlu İsmail’in (onlara göre İshak) korkularını, kaygılarını, ürpertilerini, teslimiyetini, -yani vakanın metafizik boyutunu- kavrayıp yorumlamada   zayıfız, dinî eserler, metafizik ve ontolojik derinlikten yoksun, tarihi hâl ile irtibatland ıramıyoruz. Bir de “din dili” miz, retoriğe dayalı,   menkıbevi, klasik didaktik /somut, hatta ağdalı  bir vaaz, nasihat dili; soyut, “hikemî”  ve estetik değil…   İşte bundan dolayı -Esra Fahriye Poyraz’ın tespit ettiği  üzere- meydan, Hz. Peygamber’i t icarî bir meta hâline getiren söz bezirganlarının yazdığı şöyle romanlara   kalmıştır : “Ümmetin Canısı”, “Allah’ın Sırdaşı”, “Aşkın Peygamberi”, “Âşık - ı Sâdık”, “Canfeda”, “Aşkın Elçisi”, “Aşkın Peygamberi”, “Babam Muhammet”, “Aşk - ı Hüzün”, “Aşkın Meali”, “İlham - ı Aşk”, “Tûba Kokusu”, “Aşkın Öncüsü Muhammed”…   Biliyorsunuz, eski İstanbul’da “goygoycu” denen dilenciler, ellerinde torba, kapı kapı dilenir ve şu nakaratı tekrar ederlermiş: “Gökte melek, yerde her şey ağlıyor, hey goy goy canım!”…   Hâsılı   gidiş iyi değil!..  Geçen haftalarda do nanımsız kişilerin   “kültür üreticisi”   olarak arzını eleştirmiştik. İşte bunun vahim sonuçlarından   yalnızca biridir bu romanlar ve bunların ürettiği yanlış “peygamber imajı”!..
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x